Reklam
Reklam

Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

Köy Enstitüsü’nden mezun öğretmenlerin köysel çalışmaları

Reklam

Cafer METE / Emekli Halk Eğitim Merkezi Müdürü

Sevgili halkım, bir devre adını yazdıran ve 1940 yılından itibaren çalışmalarına başlayan Köy Enstitüleri ilk mezunlarını verdikten sonra güzel yurdumuza ve güzel insanlarına hizmet verme, onların çocuklarına okuma yazma öğretme, yenilikleri köye taşıma, tarım, orman, hayvan ve çevre bilincini kavratma, aile ve sağlık konularında halkımıza büyük hizmetler vermişlerdi.

Ne yazık ki bu hizmetler kolay verilmemiştir. Atatürk, İstiklal Savaşı’nda işgalcilerle mücadele ederken, içte de bağnaz, yobaz ve dış güç odaklarına hizmet eden bezirganlar ve rant sahibi güçlerle de mücadele ettiği gibi, Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler de köylerde yapacağı hizmetler, yenilikler konusunda istiklal savaşına karşı çıkan güçlerle aynı mücadeleyi yapmışlardır.

Menfaatperestler "din elden gidiyor, eski köye yeni adet getiriyorlar, bütün bunların yapmak istediği komünist işidir" diye halkımızı kışkırtarak ilköğretim seferberliğini ve yapacağımız yenilikleri engellemeye çalışmışlardı. Neyse ki; halkımız, köy önderleri, aydın din adamları bunları dinlememiş ve öğretmene büyük yardımları olmuştur. Açıkça halkımızın sağ duyusu galip gelmiştir.

Köylerde yapacağımız yeniliklere ve çalışmalara önce kendi anne, baba, kardeş ve akrabalarımızdan başladık. Taş ve çalı dibine gidip ihtiyaçlarını giderme yönünden evlerinin bahçesinin bir kenarına çukur kazdırarak, çit veya taştan örülen ve kapalı olan tuvaletler yaptırdık. Evin önü, içi, etraf temizliğine kendimizden başladık. Çünkü bizim köylümüz gözü ile gördüğüne inanır.

Buna bir misal olarak şöyle söyleyebilirim: Biz öğretmenler köyden çıktık, beş yıl köy yerleşim merkezlerinde okuyarak oraları birer gül bahçesine ve imrenilecek yerler haline getirerek köyümüze döndük. Onlar bizi çok iyi biliyorlardı. Gündüzleri çocuklarına, akşamları kendilerine okuma, yazma, tarım, hayvancılık ve sağlık bilgileri veriyorduk. Köylü bizdeki değişimi gördü. Bilgi, beceri, maharet ile büyüklere saygı, küçüklere sevgiyi görerek değişime kendileri de olumlu yaklaşmışlardır.

Köylümüz, bizden çekinmekte haklı idi. Osmanlı devrinde ve sonrası halkımız; jandarma, tahsildar, ormancı, tütün kolcusu, aşarcı, gümrük kolcusu hayvan ıskatçıları ve orman askerlerinden çok çektiği için, biz öğretmenlerden de önceleri çekinmişlerdi. Amma bizim onlara yaklaşımımız olumlu idi ve bizi daha önceden tanıyorlardı, çünkü yukarda belirttiğim gibi aralarından çıkıp öğretmen olarak tekrar aralarına gelmiştik.

Köy Enstitülüler, okul uygulama bahçelerinde yaptıkları uygulamalarla halkımıza örnek oldular. "Sen de bir ağaç dik" kampanyası ile ağaç ve orman sevgisini verdiler.

Aydın din adamlarının büyük yardımlarını gördük. Onlar din tacirleri değil hakiki din adamı idiler. Amma din tacirleri, din üzerinden rant sahibi olanlar, bizleri gavur olarak nitelendirdiler. "Müslüman değirmencilik yapmaz, kireç yakmaz, Müslüman Salı günü çalışmaz, Müslüman at, eşek nallamaz" gibi hurafelerle uğraşıyorlardı. Öğretmenleri halka kötülediler, amma halk bunları dinlemedi.

Köylerimizde, atadan kalma güzel örf, anane ve adetlerimiz vardır. Bazıları halen devam etmekte, bazıları da artık tarihe karışmış yok olmak üzeredir. En büyük özelliğimiz, imece idi. Köyde öğretmen bu usulün çok değerli olduğunu bildiği için mümkün mertebe imkan buldukça köy imecelerine katılıyor, "ben sizden biriyim ne yapılıyorsa hepimiz için yapılıyor" diyerek onları teşvik ediyordu. Bu arada birlik ve beraberlikle neler yapılabildiğini de vurguluyordu.

Eski dini bayramlarımız ne güzeldi. Büyükler ziyaret edilir, hal hatır sorulur, köy ve memleket meseleleri konuşulurdu. Zengin, fakir demeden gönül alınıyor, fitre, zekatlar gerekli olan kimselere veriliyordu.

Ne oldu bayramlar? Turistik tatil oldu. Unuttuk eski bayramları, fakat  Anadolu’da unutulmadığını gördüm, mutlu oldum. Köy Enstitülü öğretmen; bayramlarda hiç ayrım yapmadan vatandaşları ziyaret ederdi. Yukarda belirttiğim gibi bugün köyde öğretmen yok ki ziyaret etsin.

Daha nice önemli günlerimiz vardı. Düğünler; birlik beraberlik, yardımlaşma içinde oluyordu. Kız isteme, kız evi ardı, oğlan evi ardı, ziyaretler, kına geceleri, şeker paralama, gelin kaynana buluşması, gelin alma, duvak gibi hep bunlar köyümün örf ve adeti idi.

Öğretmen iyi günlerinde olduğu gibi, köylünün kederli ve acı günlerinde de hep yanında oluyordu. Felaket, ölüm, can yanması, mal kaybı gibi günlerinde öğretmenin köylünün yanında olması benim köylüme güç veriyordu.

Bunun yanında; vatandaşın ve köyün ekonomik yönden kalkınması, gelirinin artması üretken bir hale gelip birikim yapmanın faydaları misallerle anlatılıyordu. Tefeciden, ağadan, faizden kurtulmanın yolunun üretmek olduğu, ziraat ve hayvancılığın gelişmesi ile gelirlerinin artmasının sağlanması yoluna gidiliyor ve halk teşvik ediliyordu.

Devlet-köylü işbirliği ile köy yolları, içme suyu, mezra yollarının yapılması ve diğer konularda Köy Enstitüsü mezunu öğretmenler okulda öğrendiklerini halkımıza aktarıyorlardı. Demircilik, yapı, marangozluk, terzilik ve dokumacılık kollarından olanlar sanatlarını köyde icra ettikleri gibi, ipek böceği, dokumacılık konularında da halka önderlik yapmışlardır.

Yukarıdaki çalışmalarımıza ilaveten Köy Enstitülü öğretmenler köyde sinema, tiyatro, eğlence gibi görsel ve yazılı basın, radyo, gramofon gibi eğlence olmadığından, halkımızın milli duygularına hitap eden yeni bir oluşumu aktarmak, onların eğlence, gülme, neşelenme yönlerini de düşünen öğretmenler köy gençleri ve okul öğrencilerine halk oyunları, tiyatro, müsamereler, temsiller düzenler, halkımızın eğlence ihtiyaçlarını da düşünürlerdi.

Çalışmalarımız esnasında öğretmenlere yardımcı olan köy gençlerine ve köylümüze binlerce teşekkürler. Öğretmen olarak en büyük idealimiz, cumhuriyet ülküsünü yaymak, okuma-yazmayı öğretmek, vatan ve milletin kalkınmasını sağlamak, Atatürk ilke ve inkılaplarını vatanın her sahasına yaymak, tüketen bir nesil değil üreten bir nesil yetiştirme gayreti içindeydik.

Bugün Köy Enstitüsü mezunu öğretmen, halkımız tarafından aranıyorsa ve niçin arandığı araştırılıyorsa, bizim sırrımız, kendimizi arşı alada değil vatandaşla aynı safta görmemizdendir.

Biz Köy Enstitülü öğretmenleri unutmayan bütün halkımıza sonsuz teşekkürler, sevgi ve saygılar.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

error: Content is protected !!