

Gülçin ERŞEN
Gençler, genç kalanlar, her zaman genç olanlar ve tüm yurtseverler, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!
Son yıllarda ulusal bayramların anlamına ve gereğine uygun ve coşkulu kutlanmadığı bir gerçek. Ankara'daki resmi kutlamalara ve Anıtkabir'deki törene Cumhurbaşkanı ve Başbakan niye katılmaz? İstanbul'da Taksim'deki törende niye valiyi ve büyükşehir belediye başkanını göremeyiz?
Adlarını değil, yalnızca ünvanlarını özellikle yazıyorum. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve Türk halkının bayramıdır tüm ulusal bayramlarımız ve o ünvanları taşıyıp o makamlarda oturanlar, bu devletin ve halkın yöneticileri değiller midir?
Başbakan Ahmet Davutoğlu, 81 ilimizden gelen gençlik temsilcilerini kabulünde, Mustafa Kemal Atatürk'ün o ünlü Bursa Nutku'ndakine benzer şeyler söyledi.
Örneğin, "Sizler özgür bir ülkenin evlatlarısınız, istediklerinizi çekinmeden söyleyin. Haksızlıkların karşısında durun..." falan dedi!
Ama, devamını getirmedi.
Devamı kanımca şöyle olurdu: "Biz de size tomalarla, tazyikli ve ilaçlı sularla, biber gazı ve gaz fişekleriyle karşılık veririz!"
19 Mayıs törenlerinde eğer katılımcı, görevli ve izleyici olarak bulunmuyorsak, yıllarca televizyon ekranlarından canlı izlemeye alışkın olduğumdan, sabah televizyonu açtım hemen. Günün anlam ve önemine ilişkin yayın bence Kanal B ekranlarındaydı ve haber bültenleri de 19 Mayıs kutlamalarına öncelik verilmesine karşın, nesneldi.
Prof. Dr. Muazzez İlmiye Çığ, bu bayramın kutlanmaya başlanması ve Atatürk'ün niçin gençlere armağan ettiğine ilişkin açıklamasında; "Çünkü bu ülkenin gerçek sahibi bizler değiliz, gençlerdir" dedi. Ben de diyorum ki, Türkiye Cumhuriyet Devleti'nin özdeksel ve tinsel tüm değerleri ve varlığıyla gerçek sahibi, siyasi iktidarı elinde bulunduranlar değil; gençlerdir, halktır.
Bu bayramı ve başka ulusal bayramlarımızı, birileri kutlamasa da, kutlanmaya değer görmese de, biz hep kutlayacağız; bazen coşkuyla, bazen hüzünle ...
(19 Mayıs 2015)


